Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Susuyorum şimdi sana Kavruk iki dudak gibi yüreğim Çatlamış, susuz kalmış toprak gibi… Çöllerde yüreğim, Yangınlarda ellerim, Mor geceler haram şimdi… Mor düşler yok şimdi… Mor menekşeler soldu şimdi… Sen… sen yoksun ya Serseri kalbim mor sokaklarda viran şimdi…
Aşkın Ne Suçu Var?
Yağmur yağıyor. Camlar gibi buğulanıyor kalplerimiz. Bir yanımız aşkı özlüyor, öte yanımız yalnızlığına sarılmış; hangi tarafı bıraksak düşecek gibiyiz. Yağmur yağıyor ve biz kapalı yerlerde bile ıslanıyoruz.
Kahvemi yaptım, pencerenin kenarına oturdum. Yağmur damlalarının seslendirdiği şarkıyı dinliyorum. Doğanın ne güzel bir melodisi var. Hiçbir beste ondan daha büyüleyici olmuyor.
Yalnız bir gecenin içinde, yalnızlığımla mutlu oturuyorum. Kimseye ihtiyacım yok ama aşka hep muhtacım. Ne büyük bir kavgamız var diye düşünüyorum. İlişkiler yürümüyor, hepimiz birilerini sevmek istiyoruz. Bir türlü beceremiyoruz, neden?
Suçu karşı cinse atmak işin kolay tarafı, bana da sorsanız bir dost sohbetinde, muhtemelen erkekleri suçlarım. Aklıma ilk gelen cümle yine erkeklerle ilgili olur ancak gerçeğin kendisi de böyle mi?
Bir arkadaşım ne kadar kirlendiğimizden bahsetti, artık kadınlar mı erkekleri yoldan çıkarıyorlarmış, yoksa tam tersi miymiş, karar veremiyormuş. İlk taşı onlar attı dedim. Öyle ya, baba evinden gözü açılmadan çıkan kız, ilk kazığını nerede yiyor? Kocanın ihanetinden, umursamazlığından, şiddetinden, kimliksizliğinden, değer vermeyişinden ya da sebep neyse ondan canı yanan kadın, ayrılıp dışarı çıktığında, dünyanın nasıl işlediğinden haberdar değil ki! Bir iki bıçak yarasını da sokakta aldıktan sonra dönüşümü başlıyor. Sonra o da diğerleri gibi oluyor, o da can acıtıyor, o da çıkar için kullanmaya başlıyor. Doğru olduğunu düşünmüyorum elbette, ama şöyle bir gerisine bakarsan kendini bozan kadınların, arkasında hep bir erkeğin parmak izi duruyor. Yani ilk taşı onlar attı.
Şimdi geldiğimiz noktada durup biraz etrafımıza bakarsak, göreceklerimiz hiç hoş olmayacaktır. Kim kimi daha fazla kazıklar, daha çok aldatır, en fazla kim ağlatır yarışına girmişiz. Birkaç ayı doldurmuş beraberliklere neredeyse madalya takacağız. Bu kadar kirlendiğimizi nasıl fark edemedik?
Kimse suçu aşka atmasın, aşk olduğu yerde mucizeleriyle duruyor. Biraz küsmüştür mutlaka ama gerçekten sevmek isteyen ve bunun için mücadele edenlerin hep yanındadır aşk. Aşk bitti diyorlar, artık aşk mı kaldı diyorlar. Aşk bitmedi, biten bizleriz! Ruhlarımız çirkinleşti, sevmekten korkanlar gün geldi kendi korkularında boğuldular. İntikam peşinde koşanlar, savaş maskesi gibi yüzlerine sürdükleri siyahlıkların içlerine işlediğini anlayamadılar. Birbirimizi tükettik, kemirdik, didikledik. Yoruldu aşk peşimizde nafile bir çabayla koşmaktan. Aşkın bunda ne suçu var?
Değişmek zorundayız. Sevgiyi, paylaşmayı, değer vermeyi, kadir kıymet bilmeyi, verdikçe çoğalmanın keyfini hatırlamak zorundayız. Sahte sevişmelerle kirletilmiş bedenlerimizi, yalanlarla renklendirilmiş ruhlarımızı, yükseklere taşıdığımız ama boşlukta ve her an düşmeye hazır bekleyen egomuzu yenileyip, kendimizi tekrar ve inançla sevginin kollarına bırakmalıyız. Ancak o zaman kurtulur zincirlerinden aşk ve belki tekrar çıkar ortaya saklandığı yerden Eros. Belki o zaman havada savrulup duran bir ok bulup önüne atlamaktansa, kalbimize saplanmasını seyrederiz aşkın. Yeniden ve belki….
Sewmistin beni Hep yanimdayken Yardim etmistim sana Gitmistin yine baskasina
Baglanmistim sana Ilgilenmemistin ama Böyle yapacaksan Hic sevme beni ANLATAMIYORUM SANA!!
rengi değişmiş bir denizi seyreder gibi seyrediyorum herşeyi .. neyin rengi değişmedi ki..yılların , yolların , aşkların , dostlukların , insanlığın ..var olan birçok şey şekil değiştirdi..kendi kabuğundan sıyrılıp başka alâkasız ve iğreti kabuklara büründü..
kötü olan şeyleri değiştirmeyi , pis bir kokunun üzerini güzel bir kokuyla örtbas etmeye çalışmak gibi görüyorum ..oysa o güzel ve kötü birbirine girdiği zaman ortaya daha iğrenç birşey çıkar..ama işte bir avuntu bu..netice elde edemediğim bir avuntu..
kabul ettim de sıkıntıları ama biraz sıkmaktan vazgeçseler beni diye de düşünmüyor değilim hani..ellerini boğazımdan çeksede derin bir nefesle kendime gelsem..gitmiyor hiç değilse soluklansam diyorum..
her sabah sil baştan değil yaşadığım..sülük gibi yapışan bir sancı ..sil baştan değil asla , tekrardır yaşadığım..ya daha kötüye giderse diye kaygılandığım bedenimde ki illet sancım..
ya" kalbim ne haldesin" desem dönüpte baksam hiç kalkamam ki düştüğüm yerden ..ne bedenimde ki sancı kalbime yetişecek ne de kabimde ki bedenime..o yüzden şimdilik unuttum güzelim kalbimi derdim bedenimden , derdim kanımda ki mikrobun amansız ateşinden ...
Sen gözlerimdin benim Hiç tükenmeyen bir pınar misali Süzülürken damla damla sular Bazen ılık, yüreğinin sıcaklığında Bazen buz kesmiş, kartal bakışlarında Bakarken bazen, yıldız parlaklığında Sen gözlerimdin benim. Sen sözlerimdin benim Dilimden dökülen bir çağlayan misali Ve yatağına sığmayan bir nehir Bazen bir çığlık sessizliğimde Bazen bir sitem haykırışlarımda Dökülürken dilimden, uçurumdan dökülür gibi Sen sözlerimdin benim. Sen ellerimdin benim Rüzgarlarınla doldurduğun bir yelken misali Bir sağa çekersin beni, bir sola Bazen savurursun açık denizlere Bazen vurursun acımadan kıyılarına Başıboş dümensiz, kapılacakken girdaplara Sen ellerimdin benim. Sen yüreğimdin benim Ritimsiz çalan bir saat misali Çalışıyorsun tik tak tik tak Bazen ileri gidiyorsun koşar gibi, Bazen geri kalıyorsun, sanki yorgun Ha durdu, ha duracak hala sana vurgun Sen yüreğimdin benim. Sen herşeyimdin benim Düşlerim, ümitlerim,geleceğim Ellerimdin, gözlerimdin ve yüreğim Bazen kapılsamda umutsuzluklara Bazen kızsamda yüreğim alev alev Sen ne görürsün beni. ne duyarsın Yine de sen herşeyimdin benim Ve yine de herşeyimsin...
hep içimde sakladım seni... uzaktan sevmeydi seni benimkisi... hani birgün... belki içimde sana karsı kopan fırtına büyüklüğündeki siddetli sevmelerimi anlatırım... zaman gelmedi o birgün hiç ama hiç gelmedi... anlatmak isteyipte anlatamadığım sen... ben sana gelemedim... sustum... yalnızdım... anlatamadım... ne sana ne baskasına... bu sevgi beni bitiriyordu... dinle... artık sonuna geldim... elimi kana buluyor... önce içimdeki seni... sonra kendimi sensizliğe mahkum ediyorum... benim sevdam sevipte kavuşamayanlardandı... benim sevdan anlatılmaz yasanırdı... benim sevdam yaşanmıyorsa...
Bir gün muhakkak geleceğim yanına ... Ama emin ol tutacağım o elleri ... Saracağım o bedeni ... Ve işte o an, o dakika işte söyleyeceğim ... Sessizce fısıldayacağım kulağına ... Seni Çok Seviyorum ...
Bugün anladım ki Seni Çok Seviyorum Sanırım sensiz yaşayamam artık Sensiz olamam, sensiz yapamam Hatta ben var ya, işte bu beden Üstüm, başım perişan; sensizlik ölüm İşte gördüğün bu bünye, bu beden Sen olmadan ölemez, çünkü ben Seni Çok Seviyorum ...
Düşündüm ben nasıl sevdim seni Cevabını biraz sonra buldum ki Ben seni sevmedim, ben sana aşık oldum Aşk dediğin nedir ki dediler, biraz duraksadım Sonra hayatımın anlamı dedim birden "Aşkım" benim sevdam, o hayatımın bir parçası Bir kez daha bir kez daha sesleniyorum sana Seni Çok Seviyorum ...
Nice diyarları gezdim, ama seni bulamadım Aslında ben sana doyamadım ... Biliyorum uzaklarda, belki de çok uzaklarda Duyuyorsun beni oralarda ... Ve biliyorsun sana sardığım duygularımı Hissediyorsun belki de tepeden tırnağa İşte geliyorum, hiç arkama bakmadan Yalnız bir amacım, hedefim var ki O da Seni Çok Seviyorum ...
İşte o gün geldi çattı gördün mü bak? Belki de dakikalar kaldı artık birleşmemize Birazdan benim olacaksın Bende senin ... Seni Çok Seviyorum biliyorsun değil mi?